TLH
Yankılar

Yankılar

Devlet Nerede?

Kalabalık ve İktidar Üzerine

Linç şiddetini açıklamanın en yaygın yolu şudur: Devlet zayıfladığında kalabalıklar ortaya çıkar. Devlet güçlendiğinde kaybolurlar. Bu tablo hem sezgisel hem de rahatlatıcı — çünkü sorumluluğu devletten alıp soyut bir "toplumsal kaosa" yıkıyor.

Bu arşivin verisi farklı bir hikâye anlatıyor.

Zayıf Devlet Teorisi ve Sınırları

Zayıf devlet teorisi, linç olgusunu sistematik biçimde inceleyen ilk araştırmacılardan Manfred Berg ve Simon Wendt tarafından savunulmuştur: Lynch mobs, devletin yargı ve güvenlik boşluklarını dolduran kendiliğinden örgütlenmelerdir. Bu tezin Türkiye'deki yansıması da benzer bir mantıkla kurulmuştur; linç, devlet denetiminin yetersiz kaldığı anlarda ve yerlerde patlak veren bir "taşra şiddeti" olarak okunmuştur.

Ancak Daniel Kato'nun kapsamlı eleştirisi, bu teorinin temel bir zaafını ortaya koyar: Zayıf devlet teorisi, devletin linç karşısındaki seçici tutumunu açıklayamaz. Eğer mesele yalnızca denetim eksikliği olsaydı, linçler rastgele dağılırdı. Oysa hedefler sistematik: etnik azınlıklar, siyasi muhalifler, dinî farklılıklar, LGBTİ+ bireyler (Kato, 2016).

Devlet: Teşvik, Hoşgörü, Müdahale

Uluslararası araştırmalar, devletlerin linç kalabalıkları karşısında üç farklı tutum sergilediğini gösteriyor: teşvik etmek, hoş görmek ya da engellemek. Bu üçünün de linç dinamikleri üzerinde belirleyici etkisi var (Makovi, Hagen ve Bearman, 2016).

Bu arşivdeki veriler bu çerçeveyi Türkiye için somutlaştırıyor: 1.685 vakadan 551'inde polis müdahale etmedi. 570'inde müdahale etti. 21 vakada ise polis bizzat fail konumundaydı. Müdahale eden vakaların önemli bir kısmında müdahalenin zamanlaması ve biçimi — kurbanı korumak mı, kalabalığı dağıtmak mı, yoksa saldırıya zemin mi hazırlamak — ayrıca analiz gerektiriyor.

Polis müdahalesinin olmadığı 551 vakanın 278'inde mağdur yaralandı ya da dövüldü. 11'inde hayatını kaybetti. Müdahalesizlik rastlantısal değil; pek çok durumda olayın gelişimine dair önceden bilgi mevcut olduğu hâlde güvenlik güçleri gelmedi ya da geç geldi.

Söylem ve Kalabalık

Post-devrimci Puebla'da linçin devlet oluşumunun bir aracı olarak işlev gördüğünü gösteren Kloppe-Santamaria (2019) ya da ABD'de linç pratiğinin yargı ve kamusal meşruiyet inşasıyla nasıl eklemlendiğini izleyen Weaver (2019) gibi çalışmalar, Türkiye vakası için de güçlü analoji sunuyor.

Bu arşivde 572 vaka — toplamın %34'ü — etnik kimlik, siyasi aidiyet, dinî ya da mezhepsel farklılık ve LGBTİ+ kimliğini hedef alıyor. Bu güdüler, tarihsel olarak Türk devletinin azınlıklara ve muhaliflere yönelik söylemiyle örtüşüyor. Kalabalığın kendiliğinden mi oluştuğu, yoksa belirli bir atmosfer içinde mi mobilize edildiği sorusu, bu arşivin kurmaya çalıştığı temel sorudur.

Linç, devletin yokluğunu değil; devletin belirli bir şiddet biçimiyle kurduğu ilişkiyi gösterir. O ilişki teşvik de olabilir, hoşgörü de, hesap sormama da.

Kaynakça

  • 1.Berg, M. ve Wendt, S. (Ed.). Globalizing Lynching History: Vigilantism and Extra-legal Punishment from an International Perspective. Palgrave Macmillan, 2011.
  • 2.Kato, D. "Strengthening the Weak State: Politicizing the American State's Weakness on Racial Violence." In D. Kato (Ed.), Liberalizing Lynching. Oxford University Press, 2016.
  • 3.Kloppe-Santamaria, G. In the Vortex of Violence: Lynching, Extrajudicial Justice, and the State in Post-Revolutionary Mexico. University of California Press, 2020.
  • 4.Makovi, K., Hagen, R. ve Bearman, P. "The Course of Law: State Intervention in Southern Lynch Mob Violence: 1882–1930." Sociological Science, 3, 860–888, 2016.
  • 5.Weaver, M. "Judge Lynch in the Court of Public Opinion: Publicity and the De-legitimation of Lynching." American Political Science Review, 113, 293–310, 2019.